M. İhsan Arslan04 Şubat 2009, Çarşamba
TRT ŞEŞ RESMİ İDEOLOJİNİN AYGITI OLMAMALI
AKP DİYARBAKIR MİLLETVEKİLİ İHSAN ARSLAN KÜRTLERİN 85 YILLIK RÜYASIYLA
OYNAMAMAK. ONLARI KANDIRMAMAK GEREKİR DİYOR - HASAN HÜSEYİN KEMAL -
Fotoğraflar: ÇİLEM DALGIÇ
Mazlum-Der eski başkanı, halen Diyarbakır AKP Milletvekili olan ihsan
Arslan, yayın hayatına başladığından beri pek çok tartışmaya yol açan
TRT 6 (Şeş) ile ilgili hazırlanan bir tv programına konuk olarak
katılmıştı geçen günlerde. Heyecanı, içten sevinci sesine, yüzüne
yansımıştı. Söz sırası ona geldiğinde, bir diğer konuk olan Rojin'e
döndü ve onun Kürtçe şarkısını ekranda izlemekten ailecek büyük
mutluluk duyduklarını söyledi. Sonra yutkundu, sesi titredi. Belli ki
sevinçten ağlamaklı olmuştu... Kendisiyle görüşmeye gittiğimizde Türkçe
bilmeyen annesinin TRT Şeş'i nasıl bir ilgiyle izlediğini de anlattı,
aşağıda okuyacaklarınızı da...
TRT 6 yani TRT Şeş'in kuruluş macerasını bize kısaca anlatır mısınız?
AK Parti iktidarı olarak hükümete geldiğimiz günden itibaren yasaklarla
mücadele ve demokratikleşme doğrultusunda fırsat buldukça adımlar
attık. TRT Şeş, "Çözüm yolu demokrasidir" sloganı doğrultusunda
attığımız bir adımdır. . "Fırsat buldukça" dediniz. İki dönemdir
iktidarsınız, bu fırsatı yeni mi buldunuz? Cumhuriyetin kuruluşundan bu
yana gün geçtikçe derinleşen sorunlarımız vardı. Bir siyasetçinin
görevi bu sorunları çözmektir. Bana sorarsanız en büyük sorunumuz bizi
yönetenlerin daha az demokrasiyle yönetmeye kalkmaları ve özgürlük
isteyen grupların bunu kendi cemaatleri için istemeleridir. Biz
iktidara geldiğimizde ülkeyi uçurumun kenarında bulduk ve geçmişe dönük
yanlışları düzeltmek istedik. Mesela Anayasa'yı değiştiremedik,
beceremedik çünkü karşımızda bürokratik, siyasi ve illegal örgütlerin
tepkilerini bulduk. Askeri mantıkla hazırlanmış bir anayasayla
Türkiye'yi yönetmek içimizde bir ukdedir. Hükümet olsanız da her zaman
istediğinizi yapamıyorsunuz. .
Ne tür sıkıntılarınız oldu? Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş
felsefesinde toplumun ihtiyaçlarını karşılamayacak belirlemelere
gidilmiştir. Bunlardan biri de etnik unsurları yok sayan bir anlayışın
geliştirilmesidir. Devletin kurumsal yapısına zarar verir diye 1925'ten
bu yana asimilasyon politikaları uygulandı. Bugün resmi ideoloji
dediğimiz görüş, kendisi dışındaki görüşleri yasaklayan bir anlayışa
gitti. Bunların dışında devlet farklı bir dini algıyla hareket eden
Alevileri de asimile etmek istedi. Son olarak da temeli atılan devletin
tehlikeye girmemesi, halifeliğin yeniden savunulmaması için devlet
Sünnilere karşı devleti koruma altına aldı ve onu da yasakladı. Tek
mezhep, tek etnik unsur, tek düşünce temeline dayalı sistem biz
iktidara geldiğimizde tıkanmıştı. Biz de iktidarımız döneminde bunları
aşma gayreti içine girdik. .
TRT 6'yı bu adımlar içinde nereye oturtuyorsunuz? Devletin kurumu
olan TRT içinde Kürtçe yayına izin vermemiz 85 yıldır yok sayılan etnik
kesimin varlığının kabulü anlamına geliyor. 1925'ten bu yana Kürtlerin
dili ve kültürleri yok sayılmıştı... . Attığınız bu adımdan devlet
olarak geri dönüş olabilir mi? Şunu itiraf etmeliyim ki, bu AK
Parti'nin tek başına düşünüp kararlaştırdığı bir adım değildir. Değişik
siyasi kuruluşlar olsun, sivil toplum örgütleri olsun, yazarlar olsun,
bunlar bu talebin bir parçası oldu. Çekinmeden söyleyeyim; askeri
bürokraside Kürt sorununun çözümü adına yeni bir politika değişikliği
yapıldı. Sorunun hukuk ve demokrasi içinde çözülmesi kararlılığı
oluştu. Devlet politikası olduğu için bundan geri dönüş mümkün değil...
O zaman bunu AK Parti'nin radikal bir açılımı olarak
değerlendirmeli miyiz? Bu radikal değişikliği askere mi bağlamamız
gerekiyor? Siz bana bunu söylerseniz ben de size başka bir şey
söylerim; bugüne kadar devam eden olumsuzluklarda sözünü ettiğiniz
bürokrasinin büyük payı vardır. Çünkü değişim adına atılmak istenen
adımlar engellenmiştir. Olumsuzlukları konuşmak yerine bugünkü adımda
kimlerin hakkı varsa payını vermekte yarar var. . Deniz Baykal "70
milyonun parasıyla bu yapılamaz" dedi. Büyük bir talihsizlik. 70
milyonun içinde bu insanlar yok mu? Bence 70 milyonun içindeki bu
insanların 85 yıldır kullanamadıkları haklardan da bahsetmek gerekir.
Baykal'a CHP'nin 93 yılında Kürt sorunuyla ilgili hazırlamış olduğu
raporları okumasını tavsiye ediyorum. Attığımız bu radikal adımın
Türkiye'nin geleceği açısından büyük etkileri olacaktır. .
Osman Baydemir'in "Dilimizi tanıdılar şimdi de toprağımızı
tanıyacaklar" demesini nasıl okumalıyız? Toplumun farklı kesimlerinin
bu konuda sağduyulu davranması gerekir. Birileri "Biz lütfettik, hak
verdik" diyemeyeceği gibi birileri de "Söke söke zorla aldık" derse
ülkemize yazık ederiz. Bu insanlarımızın haklarını kullanması konusunda
toplumun diğer kesiminin mutlu olması gerekir. Toplumun büyük bir kısmı
bu haksızlığa uzun yıllardır seyirci kaldı. Kelimelerle olmasa bile bir
özür borcu olduğunu düşünüyorum. Kürt arkadaşlarımızın da ajite edici,
tahrik edici hareketlerden kaçınması gerekir, yoksa muhatabınızı
rencide edersiniz. Baydemir'in bu projeyi gerçekleştirenlere teşekkür
borcu olmalı, Baydemir'in söylemleri demokratikleşmeye direnen kesime
destek vermekten başka bir anlama gelmiyor. . AK Parti bu sözlerden
rencide olup attığı adımlan yavaşlatır mı? Biz birçok siyasi riski göze
alarak adım attık. Eğer bu adım atılmasaydı, vatandaşlarımız arasında
çatışma yaşanmasından endişe duyduk. . Başbakan'ın TRT 6 kurulmadan
önce çok sertleştiği, Güneydoğu'dan oy alamayacağı konuşuluyordu. Siz
TRT 6'nın seçimlerden önce kurulacağını biliyor muydunuz? Bu kanun bir
sene önce çıkarılmıştır. Eğer siyasal hesaplar yapılsaydı TRT Şeş'i
yerel seçimlerden sonra kurmak daha mantıklı olabilirdi çünkü
Türkiye'de 70 milyonluk bir nüfus yaşıyor ve her grubun farklı
görüşleri var. Bazı şeyler siyasi hesapların ötesindedir. AKP seçmen
tepkilerini hesaba katarak bu adımı atmamazlık yapamazdı. Ülkenin
çıkarları partinin çıkarlarının önündedir. .
Peki siz seçmenden tepki aldınız mı? Böyle bir tepki almadık.
Marjinal ? yeni aktüel . Gruplar dışında bu gelişmeden herkes memnun. .
Öyleyse seçimlerden sonraya kalacak kadar kritik bir tepki yok... Bunu
uygulamadan önce insanların tepkisini ölçmenize imkân yok. AK Parti
cesur bir karar almıştır. . TRT Şeş'in kuruluşundan sonra ne gibi
açılımlar bekliyorsunuz? Mesela dava konusu olan belediye hizmetlerinde
Kürtçe kullanılabilir mi? Daha önce söylediğim gibi öncelikle bu,
Kürtlerin varlığının resmen tanınması anlamına geliyor. Bunun yanında
Türkçe alfabede olmayan bazı harflerin kullanılması konusunda davalar
açılıyordu. Böyle bir gelişme yargı karan olmadan bu harflerin kabulü
anlamına geldi, özel televizyonların yayın yapması daha sonraki
gelişmelerdir, insanlar çocuklarına Kürtçe isim koyabilecekler. Bir
kere Kürtlerin kendilerini bu devletin vatandaşı olarak görmesi bu
yayın sayesinde olmuştur. TRT Şeş'in yayına girdiği gün YÖK bazı
üniversitelerde Kürt dili ve edebiyatı kürsüleri kurulacağını söyledi.
. Önümüzdeki seçimlerde AK Parti, propagandalarında yazılı olarak
Kürtçe'yi kullanacak mı? YSK siyasal propagandalarda Türkçe dışı
dillerin kullanılmasının yasak olduğunu açıkladı.. Ancak sonraki
seçimlerde Kürtçe'nin kullanılmasına yasak getirilemeyeceği
kanaatindeyim. Aklıma gelmişken, eğer camilerde cemaat Türkçe
bilmiyorsa hocalar hutbelerini Kürtçe okuyabilecektir. Bazı engellerin
bir günde kalkmasını beklemek yanlış olur. Herkesi sabırlı, sağduyulu,
akıllı davranmaya çağırıyorum. Bu girişimlerin Türkiye'yi bölmediğini
birilerinin algılaması lazım...
TRT’nin bu açılımı marjinal Kürtler açısından ne ifade ediyor?
Marjinal grupların öne sürdükleri gerekçelerin ortadan kalkmasıyla
onların da demokrasi içinde mücadele etmesini bekleriz. Bu projenin
hayata geçirildiği ilk günlerde DTP büyük tepki verdi ancak tabanda
ters bir hareket olduğunu görünce ifadelerini değiştirerek TRT Şeş'in
resmi ideolojinin aygıtı haline dönüşeceğini söyledi. . Peki, "TRT 6
çok geç kaldı. Türkiye'nin Kürt nüfusu Kürtçe TVleri zaten uydudan
izliyor" iddiasına ne dersiniz? Kürt vatandaşlarımızın bu ihtiyaçlarını
karşılarken kullandıkları araçların meşru olmasını isteriz. Yasaklanmış
bir televizyondan yayın izlemek insanı zihinsel ve ruhsal deformasyona
götürür. Bunun ezikliği yaşanır. . Bu ezikliği onlar niye yaşasın?
Vatandaşıma hizmet götüremedim diye devletin yaşaması gerekmez mi?
Türkiye'de yaşayan Kürtlerin uydudan izledikleri Kuzey Irak ve diğer
televizyonlar, insanların kendi yerelliklerini bulma noktasında
eksikti. Erbil'in caddelerini izliyorlar, onların kendilerine has yerel
özelliklerini görüyorlardı. Diyarbakır'ın caddelerini, istanbul'da
yaşayan Kürtlerin hayatını, düğünlerini, aşklarını, maceralarını
bulamıyorlardı. Kürtlerin kültürel ihtiyaçlarını meşru yoldan giderecek
olan TRT Şeş resmi ideolojinin aracı haline getirilmemeli, insanların
85 yıllık rüyasıyla oynamamak, onları kandırmaya çalışmamak gerekir...
. Kürtçe özel TVler kurulacak mı? RTÜK çalışmalar yapıyor. Yakın
bir tarihte radyo ve TV'lerde Kürtçe yayın yapılabileceğini
söyleyebilirim. . Peki diğer etnik unsurlann dilleri ne olacak? Hiç
sorun değil. Bundan böyle devlet imkânları içinde 30 küsur dille yayın
yapmak hedeflerimiz arasında. . Bu gelişmeler Meclis'in diline
yansıyacak mı? Attığımız adımlar demokratikleşme paketinin bir
parçasıdır. Toplumun huzuru için bu adımların tamamlanması, tekamül
ettirilmesi gerekiyor. Bunun için de yasal değişiklikler olacaktır.
Bunun başında Anayasa değişikliği vardır. Herkesin Türk olduğu,
Türklüğün etnik kimlik olmadığı tezleri çürümüştür. Türkiyelilik
kavramının anayasal zemine dayanması gerekiyor. . Vecdi Gönül bize bunu
çok iyi idrak ettirdi (gülüyoruz). isterseniz iyi şeyler konuşalım.
Türkiyelilik kimliğinin Anayasa'da ifade edilmesi sorunun çözümü için
ilk ve son adımdır...
. Bu, önümüzdeki günlerde yeni anayasayı tartışacağımıza mı işaret
ediyor? Zannediyorum yerel seçimlerden sonra bu gündeme gelecek. . Kürt
sorunuyla ilgili olarak devletin yaraları sarma açısından bir projesi
olabilir mi? Cezayir iç savaşında 10 yılda 150 bin insan öldü. Bizde 40
bin kişinin hayatını yitirdiği söyleniyor. Cezayir devleti bu olaylar
dolayısıyla ölen insanların yakınlarına maddi tazminat ödeyerek
yanlarında olduklarını ve özür dilediklerini ifade etti. Devletin
bütçesinde bu olaydan mağdur olmuş insanların yaralarını sancı imkânlar
bulunmalıdır. Bu, yol ve baraj yapmaktan daha önemlidir. Bunun yanında
Avrupa'da yaşayan, cezaevlerinde olan ve dağlarda suça bulaşmamış
insanlar topluma kazandırılmalıdır.
Yeni Aktüel - 2009