M. İhsan Arslan09 Ekim 2007, Salı
Konu: Terör neden tırmanıyor?
Konuklar: Akp Siyasi ve Hukuk İşleri Başkan Yardımcısı, Disiplin Kurulu Üyesi, Diyarbakır Milletvekili İhsan Aslan,
Chp Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş, Terörle Mücadele Eski Özel
Koordinatörü Emekli Orgeneral Edip Başer, Uluslararası Stratejik
Araştırmalar Kurumu (Usak) Başkanı Doç. Dr. Sedat Laçiner, Avrasya
Stratejik Araştırmalar Merkezi (Asam) Başkanı ve Eski Washington
Büyükelçisi Faruk Loğoğlu ve Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Fuat Keyman
Can Dündar: Merhaba. Neden'e hoşgeldiniz. Türkiye Gabar
dağındaki 13 şehidin ardından terörü konuşuyor. Bir ara susan silahlar
yeniden ve daha kanlı konuşmaya başladı.
Terör neden tırmanıyor? Türkiye bir sınır ötesi harekata mı zorlanıyor?
Öyleyse ne yapmak lazım? Bu gece gündemimizde bu sorular var. Hazır
olun, Neden başlıyor. Son bir ayda Güneydoğu'daki çatışma ve
baskınlarda 33 güvenlik görevlisi, korucu ve yurttaş öldü, 35 Pkk'lı
öldürüldü. Hükümet sözcüsünün deyimiyle "sözün bittiği nokta"dayız.
Peki söz bittiyse bundan sonra silahlar mı konuşacak? Gün boyu peşpeşe
gelen açıklamalar sınır ötesi bir operasyonun işaretini verirken, akşam
saatlerinde Akp merkez yürütme kurulu’nda da tezkere ihtimali gündeme
geldi. Peki asker Kuzey Irak'a mı girecek? Girerse bu, ne gibi sonuçlar
getirecek? Bu gece bunları siyasetçiler, akademisyenler ve
stratejistlerle konuşacağız. Politik, diplomatik, askeri yönleriyle
terörü masaya yatıracağız. Ankara ve İstanbul stüdyomuzda,
güneydoğu'yu, örgütü, terörü iyi bilen, bölgenin nabzını tutabilen
konuklarımız var. Önce sizlere onları tanıştırayım. Ankara'dan
başlayalım. Ankara stüdyomuzda Akp Siyasi ve Hukuk İşleri Başkan
Yardımcısı, Disiplin Kurulu Üyesi, Diyarbakır Milletvekili İhsan Aslan var. Sayın Aslan hoşgeldiniz programımıza.
İhsan Aslan: Hoşbulduk, teşekkür ederim.
Can Dündar: Evet acaba sınır ötesi bir operasyon için tezkere
meclise gelecek mi? Bu soruya birazdan Akp’nin milletvekiline,
stüdyomuzda ağırladığımız Akp milletvekiline soracağız. Daha sonra da
peki Chp bu tezkereyi destekler mi’yi stüdyomuzdaki Chp milletvekiline
yönelteceğiz kısa bir aradan sonra. Bizden ayrılmayın lütfen.
Can Dündar: Evet güneydoğu’da terörü tartışacağız, fakat ondan
önce sıcak gelişmeyi yani bu tezkere meselesini kısaca konuklarımıza
değerlendirmelerini rica edeceğiz. Sayın İhsan Aslan’dan
başlamak istiyorum, Akp milletvekili ve parti yöneticisi aynı zamanda.
Sayın Aslan tezkere hazırlığı var mı partide ve meclise askere yetki
veren bir tezkere yollayacak mı bu ara bu önümüzdeki bir kaç gün içinde
Akp hükümeti?
İhsan Aslan: Önce müsaadenizle ben hayırlı akşamlar diliyorum ve
bu son günlerde vuku bulan müessif olaylar sonucu şehit düşen tüm
vatandaşlarımıza başsağlığı diliyorum, Allah’tan rahmet diliyorum ve bu
tür müessif olayların tekrar etmemesi temennisinde bulunarak sözlerime
başlamak istiyorum. Şüphesiz hükümet terör karşısında üzerine düşen
siyasi, sosyal ve ekonomik önlemler alma bakımından üzerine düşeni
yaptığı kanaatindeyim. Bugüne kadar esirgediği bir şey olmadı. Bu yasal
düzenlemeler olsun, bölgede yapılan hizmetler olsun ki daha sonra
zannediyorum konuşmalarımız sırasında buna ayrıca vakit düşecektir. Ve
nihayet bugün gelinen noktada bugün kamuoyuna haber olarak yansıdığı
gibi eğer gerekiyorsa sınır ötesi veya sıcak takip şeklinde bir
harekatın da söz konusu olabileceğini ifade ettiler. Hükümet sözcümüzü
hep birlikte dinledik biz ama şunu hemen söyleyeyim; böyle bir
tezkerenin gelmesi veya böyle bir hükümet kararının söz konusu olması
mutlaka bu harekatın olacağı anlamına gelmez ama eğer gerekiyorsa
terörü bitirmek için ve bu akan kanı durdurmak için her türlü tedbirin
alınması konusunda hükümetimiz ve grubumuz üzerine düşeni yapacaktır.
Bunu ben huzurunuzda söylemek istiyorum.
Can Dündar: Sayın Aslan grubun eğilimi ne yöndedir? Hem grubu
soracağım size, hem de bölge milletvekili olarak, bölge
milletvekillerini ve dolayısıyla aslında bölgenin bu operasyona bakış
açısı nedir acaba?
İhsan Aslan: En üst yetkili ağızlardan sınır ötesi harekatın
daha doğrusu şiddete şiddetle mukabele etmenin bu sorunu çözemeyeceği
kanaati hakimdir ve bir çok kişi tarafından da ifade ediliyor. Bölge
halkımız sıcak bölgede ve ateş öncelikle o bölge insanını yakıyor.
Şiddet her halükarda öncelikle ve yaygın bir şekilde bölge insanın
etkiliyor. Bölge insanını bunu en yakından hisseden bir kesimdir. Bu
nedenle şiddet ve şiddete ve teröre şiddetle mukabele etmenin sorunu
çözmediğine inandığı gibi kendisinin de etkileneceğini çok iyi biliyor.
Ayrıca halkımız komşularımızla devletimizin böylesi hoş olmayacak sıcak
temaslar içine girmesini de arzu etmiyordur. Bu bakımdan ben bölge
milletvekili olarak, bir Diyarbakır milletvekili olarak halkımızın bu
konuda duygularının mutlaka demokratik yollarla, sivil önlemlerle ve
halkla terörü birbirinden ayırmak suretiyle uygulanacak yöntemlerde
mutlaka bu ayrımı yapmak şartıyla tedbirlerin daha da artırılması
inancındayız. Umuyorum ben hükümetimiz bu konuda bugüne kadar olduğu
gibi aldığı tedbirleri geliştirecektir, önlemleri artıracaktır ve
güvenlik güçlerimizin de ihtiyaç duyduğu her türlü gereksinime cevap
verecektir. İster mevzuat açısından olsun, ister lojistik destek
anlamında olsun. Halkımızın asla tereddüdü olmaz.
Can Dündar: Bu konuya daha derinlemesine gireceğiz gelecek
turlarda ama benim anladığım, en azından bölge milletvekillerinin
operasyon ya da tezkere kararında çok buna mütemayir olmayacakları
yönünde, sizin söylediklerinizden. Bu durumda grupta bir sorun
çıkmayacak mıdır? Yani ya da siz kerhen mi buna destek olacaksınız?
İhsan Aslan: Hayır asla. Grubumuzda ülkenin temel sorunları
karşısında yek vücut hareket etme kabiliyeti vardır ve geçmişte biz
bunu ispatladık. Bunun için endişe etmeye gerek yok. Bölge
milletvekillerimiz olsun, diğer bölgelerimizin milletvekilleri olsun
biz grupta birlikte halkımızın sorunlarını çözme noktasında kişisel ve
bölgesel taleplerimizi geriye atıyor ve özveride bulunabiliyoruz.
Önemli olan burada ülkenin temel çıkarlarıdır. Eğer bu çıkarlar illa da
savaş girmeye gerektiriyorsa ki asla hiçbirimiz ve hiçbiriniz bunu
istemezsiniz. Buna dahi karar verebilecek zihniyette ve mantalitedir.
Önemli olan yanlış yapmamak. Daha sonra bu konuya daha derin girmek
isterim ben doğrusu. Çünkü bu sorunu zannediyorum bölge insanı
yaratmadı. Belki de öncelikle Ankara’dan kaynaklandı. Sorunun doğru
teşhisinde ve uygulanacak tedbirlerde ve çözüm önerilerinde bizim
buradan yanlışlar yaptığımız kanaatindeyim ve örgütü bu manada bizim
büyüttüğümüzü düşünüyorum. Dolayısıyla öncelikle sorunu çözmenin de
yine bize düşen bir husus olduğunu ben hatırlatmak istiyorum. Bölge
insanımızı, vekillerimizi ayrı düşünmeyelim. Hassasiyetlerimiz
müşterektir, akan kan hepimizi aynı derecede üzmektir ve geleceği ait
endişelenmemize sebep olmaktadır. Biz birlikte kararlar almalıyız,
birimize zarar veren şey mutlaka hepimize zarar veriyordur. Bu ortak
bilinçle hareket etmeliyiz. Bu ayrımı ifade etmek bile hoş değil.
Can Dündar: Sayın Aslan bu sorunu Ankara büyüttü dediniz. Bu
konuya daha derinlemesine girmenizi bir dahaki turda rica edeceğim ama
anladığım kadarıyla tezkere kararı gelebilir ama bu ille bir operasyon
anlamı taşımayabilir. Yani mutlaka bir sınır ötesi operasyon yapılacağı
anlamına gelmez. Kaldı ki şiddete karşı şiddetle mukabelenin de çok
bölge milletvekillerini en azından, genel olarak da partiniz
milletvekillerince uygun görülmediğini de bu konuşmanızdan anlıyorum.
Peki Chp ....
İhsan Aslan: Çok kısa bir şey daha söyleyebilir miyim müsaadenizle.
Can Dündar: Tabi buyrun.
İhsan Aslan: Yani duygusal tepkilerle olaya yaklaştığınız zaman
kanaatimce terörün istediği tuzağa düşmüş oluruz. Çünkü istenen şey
güvenlik güçlerimizin ve hükümetimizin topyekün güçlerimizin çatışma
ortamına sürüklenmesidir. Onun için paniğe kapılmadan, telaşlanmadan
soğukkanlılıkla sorunun üzerine gitmemiz gerekiyor ve bence bugüne
kadar hükümet olarak ve topyekün kurumlarımız olarak sürdürdüğümüz
çabaların, tedbirlerin doğru olduğunu ben düşünüyorum. Çünkü telaş ve
terörü tırmandırma gayreti öncelikle özellikle bu nedenlere dayanıyor.
Çünkü demokratikleşme, yaşam standardının yükselmesi, siyasette
istikrar, ekonomide gerçekten gözle görülür somut bir kalkınma ve
halkın memnuniyeti ve halkın 22 Temmuz’da tercihini yaptığı doğrultu ve
sonuç birilerini bazılarını rahatsız etmektedir. Bu nedenle terör
tırmanmıştır. Ben hiç korkmuyorum ve doğrusunu isterseniz bu nedenle
alınacak yeni tedbirlerle orta ve uzun vadede sorununu çözme noktasında
daha başarılı şeylerin yapılabileceği kanaatindeyim ben.
Can Dündar: Evet şimdi ne yapacağız’a geldik. Önümüzdeki süreçte
Türkiye bu sorunla nasıl baş eder konusunda görüşleri isteyeceğim ama
kısaca sizlerden gelen bir kaç mesaja değinmek istiyorum.
İzleyicilerimizin sayısı bu gece olayın sıcaklığı nedeniyle bir hayli
fazla, o yüzden gelen mesajlar da fazla ama bir kaç örnek okumak
istiyorum. Mete Gökçe demiş ki; Amerika bir vatandaşı için her yeri
ayağa kaldırabiliyor. Peki biz onca şehidimiz için neden sürekli
toplantılar yapıp vakit kaybediyoruz? Acaba ülke içinde Irak’a girmek
için, askeri müdahale için, ülke dışında dış güçlerin onayına mahkum
muyuz, yoksa hapis mi olduk demiş. Can Yıldır; Saddam döneminde bir çok
sınır ötesi operasyon yapıldı ama terörün kökü kurutulamadı. Bu kez
yapılacak sınır ötesi harekat terörün kökünün kurutulması konusunda ne
kadar etkili olacak diye sormuş. Özgür Ablak; ben asker değilim ama
saçma değil mi, oraya gittiğimizde ne bulmayı bekliyoruz? Tası tarağı
alan kaçmış gitmiş olacak, şimdiden bu kadar haberden sonra diyor ve bu
operasyon kamuoyunu rahatlatmak için mi yapılıyor diye soruyor ve
Bursa’dan Burak Kaan da iki sorusu var. Amerika isterse bu operasyonu
durdurur mu? İkincisi; acaba Pkk biz Irak’a girelim diye mi bu günlerde
işi azıttı diye sormuş. Ben şimdi Ankara’ya dönmek istiyorum, tekrar
sayın Aslan’a dönmek istiyorum. Zannediyorum ilk turda da konuştuk ama
ondan sonra size yönelik de pek çok burada konuşma oldu sayın Aslan.
Şöyle zor bir durum da olduğu anlaşılıyor hükümetin; güneydoğu’dan oy
aldınız, fakat şu anda sizin de orada çok muteber karşılanmadığınız
söylediğiniz bir operasyona imza atmak gibi bir durum var. Bu durumdan
hükümet nasıl bir formül üretecek? Bu hem bir operasyon, hem de bölgede
bir reform çabalarına nasıl devam ettirebilecek? Bir formülünüz var mı
bu konuda?
İhsan Aslan: Sayın Dündar doğrusu zamanın yetmeyeceğini
görüyorum. Keşke reklamlara ayırdığınız zaman kadar bizlere de zaman
ayırsaydınız. Çünkü ülkenin çok önemli bir sorununu, önemli bir zaman
diliminde konuşuyor ve tartışıyoruz. Ben partimi suçlayan, iddiaları
olan arkadaşlarıma sözlerini keserek müdahale etmek istemedim,
konuşmacıların konuşma haklarını ihlal etmek istemedim doğrusu ama bu
iddiaların altında kalmak da istemiyorum. Ben hemen şunu söyleyeyim;
umarım bir pozitif ayrımcılık benim lehime kullanırsanız, öyle bir
hakkımın olduğuna inanıyorum ben. Çünkü bir çok şeye cevap vermek
durumundayım ve süratle meramımı ifade etmeye ve suçlamalara cevap
vermeye çalışacağım.
Can Dündar: Buyrun.
İhsan Aslan: Şimdi ben bir hususu çok önemli buluyorum.
Aydınlarımızın bu sorunu tabulara takılmadan, çekinmeden tartışmaları
gerektiğine inanıyorum ve bunu çok da faydalı buluyorum. Bu bağlamda
sayın Laçiner’e ve sayın Keyman’a ben teşekkür ediyorum. Zira
tahlillerine katılıyorum, çoğu katıldığım görüşlerdi. Meseleye çok
soğukkanlı yaklaşmamız gerekiyor, ben ister istemez sayın Başer’in ve
sayın Ateş’in bazı şeylerine cevap vermek durumundayım, daha sonra
vaktim olursa çözüm sadedinde nelerin yapılabileceğini ve en azından
bilebildiğim kadarıyla partimin bu konuda neler yapmayı düşündüğünü
aktarmaya çalışacağım. Şimdi şüphesiz biz şiddete karşı şiddeti
sınırsız bir şekilde dışlamıyoruz. Şiddet tabi silahlı gruplara ve
bireylere karşı mutlaka uygulanmalıdır ama biz başlangıçta bazı
yanlışlar yaptık ve suçlu, suçsuz ayrımı yapmadan sivilleri de içine
alan bir güvenlik tedbiri geliştirdik. Bunun sonuçlarını bugün hep
birlikte büyük bedelle ödüyoruz ve çoğu yetkililerin de bunu itiraf
ettiğini biliyoruz. Vatandaşı bilgilendirmediğimiz şeklinde çok büyük
bir suç işlediğimiz iddiası var. Biz vatandaşı çok iyi bilgilendirdik,
çok iyi bilinçlendirdik, 22 Temmuz seçimlerinin sonuçlarını da onun
için böyle çıktı. Halkımız bizi çok iyi anladı, sandık başına giderken
de iradesini beyan etti ve bugüne kadar destek verdiği ideolojik
örgütler karşısında Ak Parti’yi tercih etti, bunu arkadaşlarımız da
ifade ettiler. Bir bakıma sorunun çözüm adresini belirlediler. Hiç
soğukkanlılığımızı yitirmeden, şiddet örgüt tarafından nereye kadar
tırmandırılırsa tırmandırılsın biz illa da demokrasi demeliyiz ve
özgürlüklere zarar vermeden mutlaka sivil önlemler, sosyal önlemler,
ekonomik önlemler geliştirmeliyiz. Zaten bugüne kadar en büyük
hatalarımızdan biri, biz sorunun çözümünü tamamen güvenlik güçlerimize
havale ettik, bu büyük bir haksızlıktı ve büyük bir yanlışlıktı. Çünkü
her kurum kendine düşeni yapmalıdır. Eğer siyaset kurumu bugüne kadar
kendine düşeni yapsaydı güvenlik güçlerimiz sorunun tamamını üstlenme
mecburiyetinde kalmazlardı. Tabiki askere havale ederseniz, onun
anladığı şey silah kullanmaktır. Yani sayın Ateş bugünkü siyasi
kadrolar terörü büyüttü diyor. Terör 5 yılda büyümedi, 5 yıldan beri
ortada yok, 23-25 yıldan beri var. Biz son diliminde iktidar
sorumluluğunu üstlenmişizdir ve bunun gereğini yaptığımızı da yine
seçim sonuçlarında ortaya koymuşuzdur. Halkımız bizim politikalarımızı
destekledi, onayladı ve kendi geleceği için, çocuklarının geleceği için
bu partiye ben çok politik de konuşmak istemezdim doğrusu ama, bu
partiye güvendiğini büyük umutlar içinde olduğunu ifade etti. Şimdi bir
de bunu Ankara büyüttü demiştim ben, önemsiyorum onu. Çünkü sorunun
doğrusu tespitinde yani teşhisimizde ben uzun süre yanıldığımız
kanaatindeyim ve Ankara’nın büyüttüğünü tekrar vurguluyorum ben. Şimdi
biz tabulardan sorunu tartışma imkanı bulamadık doğrusu ve sorunun
kökenine inemedik. Başlangıçta 3-5 çapulcu dedik, onun için polisiye
tedbirler aldık ama sonuçta sayısı bugün binleri aşan bir silahlı
örgütle karşı karşıyayız. O da önemli değil, yani silahlı militanların
tamamını güvenlik güçlerimiz ortadan kaldırsa sizce bu sorun bitmiş
oluyor mu? Bunun cevabı çok önemlidir. Hele hele Kuzey Irak’a
girdiğimizde dış tepkileri hep konuştuk ama içeride halkımızın
göstereceği tepkileri ifade edemedik biz, etmekten de kaçıyoruz
doğrusu. Çünkü sorunu bir bütün olarak ele almak gerekiyor ve çözümü de
bir paket olarak. Yani bütün boyutlarıyla iç ve dış, siyasi, sosyal,
ekonomik boyutlarıyla ele almak gerekiyor. Tabiki askeri müdahale
gerektiğinde yapılacaktır, tekrar söylüyorum ama bunun sonuçlarının
hesabının yapılması gerekiyor. Bu hesabı yapmak da şüphesiz başta
siyasi iktidarlara ve bunun altında da güvenlik güçlerinin teknik uzman
kadrolarına düşüyor.
Can Dündar: Bölgede de büyük tepki olacak mıdır sayın Aslan?
İhsan Aslan: Buyrun?
Can Dündar: Bölgede de ciddi tepki olacak mıdır böyle bir operasyona diyorsunuz?
İhsan Aslan: Yani hiç şüpheniz olmasın. Vakit yok, buraya fazla
değinemiyorum ama yani İstanbul’unda, İzmir’inde, Antalya’sında ve
Diyarbakır’ında veya Şırnak’ında ne gibi tepkileri olacağının hesap
edilmesi gerekiyor. Ne demek istediğimi çok iyi anlattığımı tahmin
ediyorum ben. Sonra geçmişte hatalarımızdan ben bahsediyorum. Biz
büyüttük yani, Ankara büyüttük iddiamı ispat etmeye çalışıyorum.
Sivilleri içeren ve onların mağdur olmasına sebep olan tedbirlerimiz
mazlumiyet psikolojisiyle örgüte destek noktasına dönüştü, bu çok
önemliydi. Bunu bir çok kişi şu anda ifade ediyor. Sonra Ankara
dönemsel olarak bir çok halk kesiminin karşısında sorun olarak gördü,
geçmişte bazen dindarları, bazen işte şu anda olduğu gibi kürt halkını,
bazen düşünen insanları komünist diye, solcu diye suçladı ve onları
sorun olarak gördü. Yani bunu bizim yarattığımıza da inanıyorum. İlk
kere tabi geçmişten niye yarattık bunu? Bölge halkından biz hizmeti,
şefkati ve huzuru esirgedik. 20 yıl boyunca bölge o olağanüstü hal
yönetimiyle yönetildi. Bunun ne demek olduğunu 20 yıl önce doğan
insanlardan bugün bunu sormak gerekiyor ve bu tedbir kapsamında iç göçü
biz teşvik ettik, sonra büyük bir bela olarak karşımıza çıktığını
gördük. Bugün biz onun sonuçlarını İstanbul’da, varoşlarda, Antalya’da
birlikte müşaade etmekteyiz. Şimdi gerçekten niye tırmandı? Ben
Laçiner’e katıldığımı ifade etmek istiyorum. Bu geçen 5 yıllık
iktidarımız boyunca aldığımız hem siyasi, hem sosyal, sosyal yardım
projelerimiz açısından, hem ekonomik açıdan yani 30-40 yıldan beri
yapılmamış şeyleri yaptık. Yapılmamışlar kadar bizim hizmetlerimiz
oldu, yol, su, elektrik, sağlık ve eğitim alanlarında. Bunu burada
tekrar istemiyorum, fazla vaktinizi almak istemiyorum.
Can Dündar: Evet sayın Aslan çözümlere doğru gelirsek. Bundan sonra izleyeceğiniz stratejiye.
İhsan Aslan: Hemen arkasından buraya dönerim. Müsaadenizle hemen
buraya döneceğim ben, saate de bakıyorum. Şimdi gerçekten Dtp’nin bugün
parlamento çatısı altında olması ülke adına çok olumlu bir gelişmedir.
Eğer günün birinde politik duruşlarımızla, tepkilerimizle, biz onları
parlamento çatısı altında faaliyet yapmaktan alıkoyarsak bu büyük bir
kayıp olur, ben ona inanıyorum. Bu yanlışı yapmamamız gerekiyor. Böyle
bir sonucun sadece şiddet taraftarı kesimlere fayda vereceğine ben
inanıyorum. Sonuçta ben galiba fazla kullanmak istemiyorum, yanlış olur
arkadaşlarımın hakkını korumak istiyorum. 22 Temmuz seçimlerinden sonra
Ak Parti Türkiye'nin bütünlüğünün ve geleceğinin teminatı olduğunu
ispatladı ve halk bunu onayladı. Bu bakımdan şunu demek istiyorum çözüm
bağlamında; bu ekonomik tedbirlerimiz mutlaka devam edecektir. Kültürel
anlamda, bireysel haklar bağlamında noksan kalan tedbirlerimiz de
mutlaka geliştirilecek ve bu noksanlar telafi edilecektir.
Başbakanımızın Diyarbakır’da ve muhtelif konuşmalarında ifade ettiği
gibi süreç nasıl ilerlerse ilerlesin bunun tek çözümünün daha çok
demokrasi olduğu ve Türkiye'nin Avrupa Birliği ile entegrasyonundan
geçtiğine inanıyoruz ve mutlaka biz insanımızın layık olduğu hem yaşam
standardı bağlamında, hem özgürlükler bağlamında, hem siyasi istikrar
bağlamında yapması gerekenleri yapacağımıza inanıyorum ben. Eğer vakit
kalırsa daha sonra doğrusu çözüm sadedinde bir şeyler söylemekte
isterim.
Can Dündar: Çok teşekkür ederiz sayın Aslan, sağolun.
Can Dündar: Sayın Loğoğlu’na söz verecektim ama sayın Aslan söz istiyor.
İhsan Aslan: Çok kısaca, benim hakkım var.
Can Dündar: Sayın Aslan çok kısaca rica edeceğim, çünkü bundan sonra diğer konuklardan çalmış olacağız.
İhsan Aslan: Bunu esirgememeniz gerekiyor. Şimdi bakın 15 yıl
önceki söylemime bakışımı ben toplantıda ifade ettim ama o doğru
okunması gerekiyor. Bugün de buna benzer şeyler söyledim ama dedim ki;
yanlış tedbirler halkı terör örgütünün yanına itiyor. O konuşmam aynen
buydu, başka bir şey değildi yani. Doğrusu ben Şırnak’taki olayı da
sayın Ateş özelleştirme politikamızla bağlantı kurdu. Polemiklere
girmeyelim, ben muhalefetin bugüne kadar terörü bastırmak için hangi
öneride bulunduğunu merak ediyorum doğrusu. Her birimizin geçmişte
yanlışlarımız olabilir, her zaman bunu söylüyorum. Mühim olan geçmişte
hatalarımızı fark etmek, hatta mümkünse dün yaptığımız yanlışları bugün
fark edebilmek, bence bu onurlu bir şeydir. Geçmişi ikide bir getirip
temcit pilavı gibi ısıtmanın bir anlamı yok. Topluma da faydası olmaz,
sözcüye de bunun bir faydası olmaz. Ben teşekkür ederim, sağolun.
http://www.ntv.com.tr/ntv/metinler/neden/20071009.asp