M. İhsan Arslan12 Temmuz 2009, Pazar
Değerli Basın Mensupları,
Bu güne kadar basında çıkan ve şahsımı
ilgilendiren iddia ve dedikodulara itibar etmemeye ve cevap vermemeye
gayret gösterdim. Fakat; 15 yıl önce yayınlanmış bir kitaptaki
ropörtajımdan bazı kelime ve cümlelerin cımbızlanarak alıntı yapılması
ve o günkü görüşlerimin çarpıtılarak şahsım üzerinden Partimi
yıpratmaya yönelik abartılı yayınlar yapılması üzerine bu açıklamayı
yapma gereği duydum. Öncelikle aynı haber, 2005 yılında bir dergide
yayınlanması üzerine tarafımdan cevap verilmiştir. Buna rağmen, aynı
haberin bu gün tekrar sanki yeni bir habermiş gibi tarih verilmeden
gündeme getirilmesini iyi niyetle bağdaştırmadığımı belirtmek isterim.
Hangi sebeple olursa olsun, bu kadar uzun geçmişe ait bir metinden
kısmi alıntılar yapılarak, başkalarının siyasi veya sosyal yaşamlarını
hedef alacak sonuçlar çıkarmanın ahlaki olmadığını da düşünüyor, bu
nedenle yapanları kınıyorum.
Değerli Basın Mensupları,
Takdir edersiniz ki,
hiç değişmeden aynı kalmanın, herhangi bir olayı 40 yıl önce nasıl
değerlendirdiyseniz bu gün aynen değerlendirmenin insanlar için söz
konusu olamayacağı kesindir. Özellikle de eğer göreviniz toplumsal ve
siyasal sorunları teşhis etmek ve bunları çözmek gibi bir sorumluluğu
içeriyorsa, yeni edinilen bilgiler ve gelişen olaylar çerçevesinde
değişik teşhisler ve değişik çözümler belirlemenin zorunluluğu
ortadadır. 25 yaşındayken düşündüklerimi ve yapmak istediklerimi
herhalde 40 yaşında iken aynen tasvip etmem sözkonusu değildir. Ve bu
gün de şüphesiz 15 yıl önceki yorum ve değerlendirmelerimin tamamına
katılmam benden beklenmemeli. 15 yıl önce kimi düşüncelerime bu gün ben
bile katılmazken, başkasının katılmasını da beklemiyorum. Bununla
birlikte; 15 yıl önceki yerimde saymadığımı rahatlıkla söylemek
isterim. Bazılarının değişiyor olmamızdan rahatsız olmalarını ve
değiştiğimiz için de bizi suçlamalarını yadırgıyorum. Bizim geçmişteki
hatalarımızı fark etmiş olmamız ve öz eleştiri yapabilmemiz, olsa olsa
takdir edilecek bir husustur. Başkalarının yanlışta ısrar etmesini
istemek, daha büyük yanlışlıktır. Akranlarımın daha başka şeylerle
uğraştığı o dönemde, benim gibi az sayıda insanın sorumluluk bilinciyle
toplumsal sorunları çözmeye çalışmasının beraberinde bu gibi riskleri
taşıması normaldir. O günkü çözüm önerilerimizi hiç
paylaşmayabilirsiniz. Ama toplumun geçirmekte olduğu o sıkıntılı
günlere çözüm sadedinde önerilerde bulunmamıza karşılık başkalarına
düşen, beni vatan hainliği ile itham etmek değil, belki önerilerime
katılmadığını söylemek ve kendi doğru önerilerini ortaya koymaktır.
Benim üzerimden partimi ve genel başkanımı yıpratma girişimlerini
ahlaki bulmadığımı da belirtmek istiyorum. İddia edildiğinin aksine,
Milletvekili olma sıfatı dışında Sayın Başbakanımıza danışmanlık
yapmıyorum, geçmişte de hiç bir dönemde böyle bir görevim olmadı.
Bu günümü merak edenlere şunları söyleyebilirim: