M. İhsan Arslan12 Nisan 2007, Perşembe
BASIN TOPLANTISI
Konuşma Metni
Değerli Basın Mensupları,
Kısa bir aradan sonra tekrar kendimi savunmak üzere karşınıza çıkmış
olmaktan mutluluk duyduğumu söyleyemem. Türkiye’nin önemli bir sürece
girdiği bu günlerde şahsımı, Partimi ve Genel Başkanımı haksız yere
hedef alan itham ve suçlamalara muhatap olduğum malumunuzdur. CHP’nin
finanse ettiği TV Kanalının aleyhime yayın yaptığı günlerde yurt
dışında olmam nedeniyle cevap verememiştim. Cevap vermeye değmez
gördüğüm saçma iddialardan oluşan suçlamalar sadece şahsımı hedef
alsaydı, yargıya başvurmakla yetinip kamuoyunu meşgul etmeyecektim.
Aslında bir süre önce bazı muhalefet milletvekillerinin zaman zaman
hakkımdaki suçlamalarına da cevap vermem gerektiriyordu. Fakat benim
üzerimden partime ve özellikle Genel Başkanıma yönelik ağır suçlamalara
CHP’den beslendiği ortaya çıkan TV Kanalının ve en son CHP Grup Başkan
Vekili Sayın Haluk Koç’un dahil olmasıyla, hakkımdaki tüm suçlamalara
topluca cevap verme ihtiyacı duydum.
Değerli Basın Mensupları, Her şeyden önce, sözünü
ettiğim muhalefet partisi milletvekillerinin devlet kurum ve
kuruluşlarından benim ve oğlumun veya ortak olduğu şirketlerin ihale
aldıkları hususundaki iddialarının, tamamen asılsız olduğunu belirtmek
istiyorum. Siyasete girdiğim günden bu yana ne ben, ne çocuklarım, ne
de yakın akrabalarım Belediyeler dahil, kamu kurum ve kuruluşlarının
hiçbir iş ihalesine direk veya dolaylı olarak katılmamışlar ve alınmış
bir işin taşeronluğunu bile üstlenmemişlerdir. Yani hiçbir seviyede
Devlet Kurumlarıyla iş ilişkimiz söz konusu değildir. Bu iddiaların
sahiplerini aracılığınızla tüm kamuoyunun önünde açıkça iddialarını
ispata davet ediyorum. Bu iddialarını asla ispatlayamayacaklarını
bildiğim için de, hepsini huzurunuzda peşinen müfteri ilan ediyorum.
CHP’nin kanalında tekrar tekrar kendisinden bahsedilen bir inşaat
firmasının çok sayıda iş aldığı ve soyadı Arslan olan bir bürokratın
akrabamız olduğu iddia edilmektedir. Gülünç bir şekilde; sadece soyadı
benzerliğinden yola çıkılarak bizimle akrabalık bağı kurulmakta ve
bütün bu işlerin aracılığımızla alındığı iddia edilmektedir. İsmi geçen
bürokratla bırakın akraba olmayı, hangi il nüfusuna kayıtlı olduğunu bu
gün dahi biliyor değilim. Resmi kurumlardan iş aldığı iddia edilen
firmanın ise, işlerin büyük çoğunluğunu AK Parti iktidarından önce
aldığını araştırmalarım neticesinde bu gün öğrenmiş bulunuyorum.
İktidarımız döneminde olsun veya öncesinde olsun sözü edilen firmanın
iş alımları ile benim ve çocuklarımın hiçbir alakasının olmadığını açık
bir şekilde beyan ediyorum. Bu nedenle iddialarını ispata davet ediyor
aksi takdirde kendilerini tekrar müfteri ilan ediyorum. Yine aynı
kanalın yaptığı haberde Sayın İhsan Doğramacı ile iş ilişkilerim
olduğundan ve ticari faaliyetlerinde yardımcı olduğumdan
bahsedilmektedir. Şunu söylemek isterim ki; siyasete girdiğimden bu
yana Sayın Doğramacı ile hiç görüşmediğim gibi onunla hiçbir ticari
ilişkim de olmamıştır. Sayın İhsan Doğramacı’nın yardımıma ihtiyacı
olmadığı gibi, eğitim alanında ulusal çaptaki hizmetlerinden ülkem
adına gurur duyuyorum. Sakarya’da yeğenimin ortak olduğu bir şirketin
özel idareye ait bir tarlayı çok düşük bir fiyatla kiralayıp rant elde
ettiği iddia edilmektedir. 7-8 firmanın aynı amaçla Sakarya İl Özel
İdaresi’ne ait tarlayı aynı kira bedelleriyle ve kamuya açık ihale
usulüyle kiraladıkları doğrudur. Eğer art niyet olmaksızın araştırma
yapılabilinse idi söz konusu tarlanın o günkü rayiç bedelin çok çok
üstündeki bir fiyatla kiralanmış olduğu ve herhangi bir kayırmanın söz
konusu olmadığı tespit edilebilirdi. Yayında Sapanca’da villa sahibi
olduğum suç imiş gibi lanse ediliyor. Evet Sapanca’da bir evim var.
1973’ten beri bu ülkede sanayi ve ticaretle uğraşan, ithalat ve ihracat
yapan biri olduğumu hatırlatmak isterim. Sapanca’daki sözü edilen bu
arsayı 13 yıl önce satın aldığım mal beyanlarımda zaten mevcuttur.
Dolayısıyla bu konunun aktif siyaset yaptığım dönemle hiçbir alakası
yoktur. Bunun suçlayıcı bir şekilde gündeme getirilmesini ise gülünç
buluyor ve iddia sahiplerini yadırgıyorum.
Değerli Basın Mensupları, Aleyhimdeki iddialarda
hem PKK sempatizanı olduğum hem de Hizbullah Örgütünün dört
kurucusundan biri olduğum gibi akla ziyan itham ve suçlamalarda
bulunulmaktadır. Haberi izleyen akıl ve mantık sahibi herkes bu kadar
çelişkili suçlamaları gülerek geçmiştir kanaatindeyim. Bir insan hem
PKK’cı hem Hizbullah’çı olabilir mi? Bunu takdirlerinize arz ediyorum.
Ben hiçbir zaman PKK’yı övmedim ve düşünce hayatım boyunca ırkçılığın
her türlüsüne karşı oldum. Ve hiçbir terör ve şiddetin yanında yer
almadım. Tamamen hayal mahsulü bu iddiaların sahiplerini kamu vicdanına
havale ediyorum. Dahası var. Kuzey Irak’taki PKK kampına Türk
askerlerini kurtarmak için gitmiş olmakla suçlanıyorum. Bilindiği gibi
bu teşebbüs, Türkiye Kamuoyunun gözü önünde, mağdur birkaç
vatandaşımıza yardımcı olmak niyetiyle, bir milletvekili ve Sivil
Toplum Kuruluşu temsilcileri ile birlikte heyet olarak
gerçekleştirdiğimiz insani bir girişimdi. Hem o günün koşullarında
DGM’de yargılanıp daha sonra beraat ettiğimizi hatırlatmak istiyorum.
Beraat ettiğim bir konudan bu gün beni tekrar yargılayan ve
ulusalcılığı kendi tekelinde bulunduran bu zihniyetin Türk Yargısı’na
saygısızlığını anlamak mümkün değildir.
Değerli Basın Mensupları CHP’nin finansmanı ile
giderleri karşılanan malum TV kanalı, Diyarbakır’da fabrikamı sattığım
şirketten dolayı beni karanlık ilişkilerle irtibatlandırmakta ve
Azerbeycanda PKK’ya destek verdiklerini iddia ettikleri bir şirkete
ortak olduğumuzu iddia etmektedir. Böyle bir iddianın her boyutuyla
beni aşırı derecede rahatsız ettiğini belirtmek istiyorum. Gerçekle
hiçbir alakası olmayan ve tamamen hayal mahsulü bu iddia ile kimi
firmalar haksız yere suçlanmakta ve bu vesileyle bana ve aileme de
çamur atılmaktadır. Türkiye’nin sınırlarını bile aşan böylesi bir
karalama kampanyasını hayretle müşahede etmekteyim. Maalesef her
tarafıyla karanlık ve kirli olan birilerinin hedefi olmak mağduriyetini
bu gün ailemle birlikte yaşamaktayım. Hemen söylemeliyim ki söz konusu
şirketle hiçbir dönemde ve hiçbir şekilde ortaklığım ve iş ilişkim
olmamıştır. Aleyhime başlatılmış karalama kampanyasıyla şahsım
üzerimden mensubu olduğum partim ve genel başkanımın yıpratılmaya
çalışıldığının farkındayım.Bu iddialarda bulunanlar iddialarını yargı
önünde ispatlamak zorunda kalacaklardır.
Değerli Basın Mensupları, Son olarak CHP Başkan
Vekili, partisinin hatalarını örtme çaba ve telaşı ile AK Partinin
yüzlerce firmaya ödeyerek yaptığı medya tanıtım harcamalarından
bahsetmekte ve benim ve oğlumun bazı medya organlarıyla varsaydığı
ilişkilerinden dolayı suçlamaktadır. Tek parti döneminden kalma kötü
alışkanlıklarını sık sık tekrarlayan CHP ve yöneticileri, bu
fiilleriyle işledikleri suça ortak arama gayretkeşliğine düşmüşlerdir.
CHP’nin yayın organı niteliğindeki kanalın yöneticileri ise, TV’yi
kurarken harcadıkları 17 Milyon Doların hesabını veremezken ve
aldıklarını söyledikleri 65.000 Dolar aylık maaşın belgesini
sunamazken, bizi bazı yayın organlarıyla ilişkilendirmeye çalışarak
hedef saptırmaktadırlar. Böylece Türk Medya tarihinde aldıkları aylık
maaşla televizyon kuran kahraman yayın yönetmeleriyle de tanışmış
bulunuyoruz. Basın yayın dünyasının içinde bulunmuş biri olarak, 30
yıllık süreçte bir kaç dergi ve gazeteye patronluk yaptığım veya aktif
gazetecilik yaptığım doğrudur Bu durum benim bu gün için illa da mevcut
bazı yayın organlarıyla ortaklık ilişkisi içinde olduğum anlamına
gelmez. Bizimle ilişkilendirilen yayın organlarının ortaklarının her
türlü yatırımı yapabilecek ve o müesseseleri yönetebilecek kapasitede
olduklarını basın camiası yakından bilmektedir.
Sonuç olarak; Başta da belirttiğim gibi
cevaplamaya değmez gördüğüm bu iddialar karşısında susmayı tercih
edebilirdim. Fakat susarak iddiaları kabullenmek veya insanların partim
ve şahsım hakkında suizanda bulunmalarına sebep olmamak için kısaca
yukarıdaki açıklamayı yapmayı faydalı buldum. Israrla aleyhimizde
karalama kampanyasını sürdürenlere tüm bu iddiaların muhatabı olarak,
söyleyecek söz bulmakta zorlanıyorum. İftira ve karalama kampanyasını
yürütenlerle yargı önünde hesaplaşacağımızı burada aracılığınızla
duyurmak istiyorum. Beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
M. İhsan ARSLAN
Diyarbakır Milletvekili